31 Mart 2020 Salı

BİRLİK-BERABERLİK



BİRLİK-BERABERLİK

Dünya tarihine ve ülkemizin yakın tarihine bakıldığında insanlığın doğal afetler başta olmak üzere çeşitli bir takım sıkıntılar yaşadığı ve bu yaşanan sıkıntılar neticesinde bir çok insanın öldüğü, buna ilaveten de sosyo-ekonomik sıkıntıların yaşandığı gözlemlenmiştir.
Teknoloji ve bilgi çağında yaşanan hızlı değişim ve dönüşüm neticesinde küresel dünya bambaşka bir ölçüde yek vücut olmuştur. Yek vücut olmanın getirileri olduğu kadar götürüleri de bir hayli fazla, özellikle kriz ve olağanüstü olarak tanımlanan durumlarda küresel dünya yek vücut olmayı bir kenara bırakmış her ülke kendi başının çaresine bakmak yolunu seçmiştir. Dışa dönük ekonomi modelleri bu süreçlerde eski popülaritesini kaybetmiş ve yerini içe dönük kendi kendine yetebilen ekonomik modellemelere bırakmıştır.
Çin’de baş gösteren ve tüm dünyayı etkisine alan virüs salgını neticesinde birkaç istisna hariç tüm dünya  ülkeleri bir takım önlemler alarak bu etkiyi minimize etmenin peşine düştü. Bu süreçte ekonomik anlamda zengin olarak tabir edeceğimiz ülkeler vatandaşı için kapsamlı bir takım önlem paketlerini yürürlüğe koydu, bu şekilde alınan önemler elbette sürdürülebilir değil fakat kısa vadede vatandaşlarına çözüm oluyor. Gelişmiş ekonomiler kısa vadede salgının ekonomik etkisini bu şekilde bertaraf etmenin yolunu seçti peki gelişmekte olan ekonomiler kategorisinde bulunan başta ülkemiz olmak üzere diğer ülkeler nasıl bir yol izleyecek? Elbette bu kategoride bulunan ülkelerin gelişmiş ekonomilerdeki gibi ekonomik önlem almalarını beklemek hayalcilik olur. Yaşanan kritik eşikte tüm ekonomik sistemi durdurmak ülkemiz başta olmak üzere bir çok ekonomiyi yerle bir edecektir.
Kriz yönetiminde şüphesiz en temel olgu plan ve programlama faaliyetlerinin büyük bir sakinlik ve uyum içerisinde hayata geçirilmesidir. Covid-19 salgınının ülkemize sıçraması elbette ekonomik anlamda zor bir süreç yaşayan milletimizin hem sağlığını hem de cebinde yıkıcı bir etki oluşturuyor. Covid – 19 virüsünün yarattığı salgın nedeniyle kimi ülkeler kısmi, kimi ülkeler tam sokağa çıkma yasağı uyguluyor. Bu uygulama, işyerlerinin ya tümüyle kapanması ya da belirli saatlerde açık olmasına yol açıyor. Dolayısıyla işyerleri iş yapamadığı için para kazanamıyor ve zorunlu olarak çalışanlarını ücretsiz izne çıkarıyorlar. Olay devam ederse tamamen işten çıkarmaya gidecekler. İşyerlerinin iş yapamaması ve çalışanların işten çıkması gelirin düşmesi demek. Gelirin düşmesi hemen sonraki iki faaliyet olan tüketimin ve tasarrufun düşmesine, tasarrufun düşmesi yatırımın düşmesine o da üretimin düşmesine yol açacak. Bütün bunların düşmesi gelirin tekrar düşmesine ve bu olayın giderek bozulan bir döngüye dönüşerek ekonomide küçülmeye dolayısıyla refah düşüşüne yol açacak.  
Evden çalışmaya geçerek bazı hizmetlerin üretimine ve satışına devam etmek mümkün ama sebze ve meyveyi, otomobili ya da takım elbiseyi evden üretip satmak mümkün değil. Kiraları, elektrik, doğalgaz, su faturası ödemelerini bir süreliğine ertelemek sorunu bir yerden alıp bir başka yere taşımaktan başka sonuç vermeyecek. Kira ödemesi ertelenen bir süreliğine rahatlasa da kira geliri olan o kadarlık harcamayı kısacak. Elektrik, doğalgaz, su faturalarını bir süreliğine tahsil etmeyen kuruluşlar bu kez gelir elde edemeyeceği için çalışanlarını işten çıkaracaklar. Bu da ekonomide talep düşüşüne ve sonuçta refah kaybına yol açacak.
Yaşanan bu süreçte devletimizin çeşitli kampanyalar ile kamu-halk işbirliği içerisinde bu süreci atlatmaya çalışmasını birlik ve beraberliğin sağlanması açısından olumlu fakat ekonomik anlamda  yetersiz buluyorum.  Devletimiz devlet olma ferasetini kullanmak suretiyle bu sürece ilişkin radikal olarak tabir edeceğimiz önlemleri mutlak suretle almak zorundadır. Devletimizin gerek para basma gerekse işsizlik fonu kaynağını kullanarak alınacağı tedbirler ile bu yıkıcı sürecin etkisini en aza indirerek vatandaşının mal ve can kaybını minimize edeceğinden şüphem yok.
İçinden geçtiğimiz süreçte her idarecinin üzerine büyük sorumluluk düştüğü gibi vatandaşlarımızın üzerine de büyük sorumluklar düşmektedir. Kurulduğu günden bu yana çeşitli sıkıntılar,darbeler,depremler,siyasi krizler,ekonomik krizler ve savaşlar gibi olağanüstü dönemler  atlatan devletimiz tüm bu problemleri devleti ve milletinin bütünleşmesi ile atlatacaktır.

                                                                                                          
                                                                                                       BARIŞ YÜKSEL
                                                                                               

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder